İnşaatlar Kaçta Bitmeli? Şehrin Gerçek Gürültü Sınavı
İlgili Yazımız: İşlemcim hangi oyunları kaldırır ?
İzmir’de yaşıyorsan iki şeye alışıyorsun: biri deniz kokusu, diğeri sabah 07.30’da başlayan matkap sesi. Hani bazı insanlar güne kuş cıvıltısıyla uyanır ya… bizde kuş yok, bizde “vııııırrrrr” var. Ve bu sesin tek bir sorusu var gibi: İnşaatlar kaçta bitmeli?
Ben 25 yaşındayım. Günün birinde “yetişkin oldum” dediler ama kimse bana yetişkinliğin yanında bir de kulak tıkacı verileceğini söylemedi. Arkadaş ortamında sürekli şaka yaparım, ama konu inşaata gelince şaka değil terapi başlar. Çünkü mesele sadece gürültü değil, bir yaşam tarzı meselesi.
Sabah 07.00: Matkap Alarmı ve Hayata Küfürsüz Başlama Mücadelesi
Normal bir insan sabah alarmıyla uyanır. Bizim mahallede alarm sistemleri biraz farklı çalışıyor.
07.00 — Matkap açılır
07.02 — Köpekler havlamaya başlar
07.05 — Komşu “YETER ARTIK!” diye bağırır
07.06 — İnşaatçı hiç duymamış gibi devam eder
Bir sabah kendi kendime dedim ki:
— “Ben neden alarm kuruyorum ki zaten?”
Çünkü inşaat benden önce uyanıyor. Hatta benden önce kahvaltıya başlıyor olabilir, emin değilim.
O gün işe giderken iç sesim şuydu:
“İnşaatlar kaçta bitmeli sorusu aslında yanlış. Doğrusu şu olmalı: İnşaatlar hiç başlamasa mıydı?”
Ama sonra İzmir güneşi vuruyor, unutuyorsun. Ta ki ertesi sabah tekrar matkap sana “günaydın” diyene kadar.
Şehir Planlama mı, Gürültü Planlama mı?
Bazen düşünüyorum: Bu inşaatlar gerçekten planlı mı, yoksa biri sabah kalkıp “bugün 8 blok daha dikelim” mi diyor?
Geçen gün arkadaşla oturuyoruz. O da benim gibi hafif sinirli ama komik bir tip.
— “Kanka,” dedi, “benim evin yanında inşaat var.”
— “Geçmiş olsun, sen artık evde yaşamıyorsun, şantiyede kiracısın,” dedim.
Güldük ama acı bir gülüş. Çünkü mesele gerçekten bu: evin içinde değil, evin yanında yaşıyorsun.
Ve insan şunu düşünmeden edemiyor:
İnşaatlar kaçta bitmeli ki hayat normale dönsün?
Gece 23.47: Sessizlik Geldi Sandığın Anın İhaneti
En tehlikeli saat 23.47’dir.
Çünkü o saatlerde umut gelir:
“Herhalde bugünlük bitti…”
Tam uzanırsın, telefon elinden düşmek üzere…
Ve sonra o ses:
TIK…
TIK…
TIKTIKTIK…
İç ses:
“Hayır… hayır bu olamaz… gece 12’ye 13 dakika kala beton mu dökülür?”
Komşu balkondan bağırır:
— “YA BİRAZ DA BİZ UYUSAK?”
İnşaat cevap vermez. Çünkü inşaat konuşmaz. İnşaat yaşar.
İnşaatla Psikolojik Savaş
Bir süre sonra insan inşaatla zihinsel bir ilişki kurmaya başlıyor. Dışarıdan bakınca tuhaf ama gerçek.
Mesela ben artık vinç sesini tanıyorum. Matkap markası bile ayırt edebilirim. Arkadaşlarım “müzik zevkin nasıl?” diye sorunca içimden şu geçiyor:
“Benim playlist: beton delme remix 2026.”
Bir gün markette kasiyerle sohbet:
— “Kolay gelsin, biraz yorgunsunuz galiba.”
— “Sabah 6’dan beri inşaat sesi dinliyorum,” dedim.
Kadın başını salladı:
— “Biz de alıştık artık.”
İşte bu cümle çok acı: “alıştık artık.”
Demek ki sorun çözülmüyor, sadece kabulleniliyor.
İnşaatlar Kaçta Bitmeli? Bilimsel Olmayan Ama Çok Gerçek Bir Tartışma
Şimdi ciddi konuşalım (ama çok değil).
Bir inşaatın bitiş saati diye bir kavram olmalı mı? Olmalı.
Ama bu ülkede saatler biraz esnek çalışıyor. Özellikle matkap saatleri.
Normal dünya:
08.00 – 18.00 çalışma
Sonra sessizlik
Biz:
07.00 – 23.59 çalışma
00.00 – “acil bir şey unuttuk” çalışması
Bazen düşünüyorum: İnşaatlar kaçta bitmeli sorusunun cevabı aslında çok basit:
“İnsanların uyuduğu saatten önce.”
Ama bu cevap kimseyi tatmin etmiyor.
Komşuluk İlişkileri ve İnşaat Ortamı Dostlukları
İnşaatlar aslında yeni sosyal alanlar yaratıyor. İstemeden.
Mesela apartmandaki herkes birbirini tanıyor artık:
— “Siz de mi matkapla uyanıyorsunuz?”
— “Evet, biz 3 yıldır aynı projedeyiz.”
Bir gün aşağı indim, bina önünde 4 kişi toplanmış. Sanki gizli örgüt.
— “Ne yapıyorsunuz?” dedim.
— “Gürültüye karşı dayanışma grubu kurduk,” dediler.
İlk toplantı konusu:
“Matkap sesiyle meditasyon yapılır mı?”
Benim İç Savaşım: Mizah mı, Sinir Krizi mi?
Ben genelde her şeyi şakaya vururum. Ama inşaat sesiyle baş etmek bazen zor.
Bir gün kendime yakalandım:
Matkap sesi eşliğinde çay içerken “hayat güzel ya” demişim.
Sonra düşündüm:
“Ben iyi miyim?”
Ama sonra tekrar ses geldi ve düşünmeyi bıraktım.
Şehirde Yaşamanın Gerçek Testi
Şehir hayatı romantik görünür. Kafeler, deniz, yürüyüşler…
Ama kimse şunu söylemez:
Şehir = sürekli inşaat + sürekli gürültü + sürekli sabır testi
İzmir özelinde konuşursak, şehir şöyle diyor:
“Güzel yaşamak istiyorsan önce biraz sesle barış.”
Ama insan barışamıyor. Sadece alışıyor.
Bir noktada şunu fark ediyorsun:
İnşaatlar kaçta bitmeli sorusu aslında bir yaşam felsefesi.
Çünkü mesele sadece saat değil, huzur.
İç Sesin İsyanı
Bazen yatağa uzanıyorum, tavanı izliyorum:
“Belki de problem inşaat değil… belki de ben fazla sessizlik bekliyorum.”
Sonra aşağıdan ses geliyor:
DRRRRRRRRRR
İç ses:
“Hayır, problem kesinlikle inşaat.”
Gelecek Hayali: Sessiz Bir Sabah
Hayal ediyorum…
Bir sabah uyanıyorum. Sessizlik var. Kuş sesi var. Hatta hafif rüzgâr.
Komşu kapıyı çalıyor:
— “Bugün hiçbir inşaat yokmuş, kutluyoruz.”
İnsanlar balkonda kahve içiyor, kimse bağırmıyor.
Sonra gerçek hayata dönüyorum.
DRRRRRR
Final Değil Ama Bir Durak
İnşaatlar kaçta bitmeli sorusu aslında tek bir cevaba sahip değil gibi görünüyor. Ama insanın içinde büyüyen bir cevap var: “Bir an önce.”
Ama sonra alışıyorsun. Gülüyorsun. Şikâyet ediyorsun. Tekrar gülüyorsun.
Çünkü şehir böyle bir şey. Gürültüyle yaşayıp yine de hayatına devam etmeyi öğretiyor.
Ve ben hâlâ sabahları matkap sesiyle uyanırken şunu düşünüyorum:
“Bugün acaba kaçta bitecek?”
Cevap çoğu zaman yok. Ama alışkanlık var. Bir de garip bir dayanıklılık.